Engelsiz web sitesi için tıklayınız
  • Denizanalarını Tanıyalım

Denizanalarını Tanıyalım

Denizanalarını Tanıyalım

DENİZANALARINI TANIYALIM, FAYDASI VAR MIDIR?

AKDENİZ KIYILARINDAKİ DENİZANASI YAYGIN GÖRÜLMESİNİN NEDENLERİ (İSTİLASI)

KORUNMA VE İLK YARDIM YÖNTEMLERİ

 

Denizanaları; vücutlarının yaklaşık %95’inin sudan oluşması, beyinlerinin, kemiklerinin veya kanlarının olmaması gibi ilginç özelliklere sahip olan denizanaları epitel dokuları birbirine bağlanmış ve az miktardaki hücreler arası maddeden oluşan denizanaları, sinir sistemleri sinir ağı biçiminde şekillenmiş, hayvanlar aleminin Cnidaria (Knidliler) şubesi üyelerinden çoğunlukla denizlerde bulunan su omurgasız canlılarındandır. Tüm denizlerde yaygın olarak görülür ve ekosistemin dengesini sağlamada önemli bir yere sahipler.

 

Özellikle 1970’li yıl­lara kadar Akdeniz’de dağılım gösteren denizanala­rının insanlarda düşük oranda toksik etkiler göster­mesi sebebiyle, bu canlılar hiç dikkat çekmemiştir. Son yıllarda, iklim değişikliği ve besin ağındaki değişimlerle birlikte Akdeniz ve Karadeniz’de yoğun denizanası artışları görülmektedir.

Bu artışların yanında deniz taşımacılığı amaçlı açılan Süveyş Kanalı yoluyla gelen Hint – Pasifik kökenli olan ve “Lessepsian türler” adı verilen denizlerimiz için yeni denizanaları Akdeniz’e giren yabancı denizanası türlerinin içerdiği zehirlerin, insanlar üzerindeki istenmeyen etkileri nedeniyle ülkemiz kıyılarında önemli sorunlar oluşturmaya başlamıştır.

 

Peki, denizanası sayılarındaki artışın sebebi nedir?

 

Küresel iklim değişikliği ve deniz ekosistemleri üzerindeki insan etkisi birleşerek okyanustaki balık sayısının azalmasına neden oluyor. Aşırı avlanma denizanası rakiplerinin sayısını azalttığından populasyonları hızla artmasına sebep olmaktadır. Yüksek deniz sıcaklıkları, denizanalarının yaşam süresini uzatıyor ve bazı türlerin kışın üremesine olanak sağlamaktadır. Yüksek sıcaklıklar aynı zamanda tropikal sulardan gelen istilacı denizanaları için Akdeniz’i daha yaşanır hale getiriyor.

Bir taraftan karada yürütülen tarımsal faaliyetlerde aşırı gübre kullanımı nedeniyle sudaki azot ve fosfat miktarının artması (ötrofikasyon), alg kümelerinin çoğalmasına ve oksijensiz ‘ölü bölgelerin’ oluşmasına neden oluyor. Denizanalarının doğal avcısı olan balıkların ve diğer deniz canlılarının yaşamasına izin vermeyen bu koşullara denizanalarının ayak uydurması çok kolaydır.

Denizanaları, ticari balık türlerinin larva dönemindeyken veya henüz yetişkinliğe ulaşmamışken (hamsi ve sardalya gibi türlerde yetişkinliktede) beslendikleri zooplankton veya copepodları yiyor, bu nedenle ekosistemde ne kadar fazla denizanası varsa, planktonla beslenen diğer balıklara o kadar az besin kalıyor. Denizanaları aynı zamanda balık yumurtalarını ve larvalarını yiyerek balıkların çoğalmasına engel oluyor ve yetişkinliğe ulaşan balık sayısını azaltmaktadır.

Bahsedilen bu olumsuz koşullar sonucunda ekosistem dengeleri bozulduğunda, denizanaları bir sorun haline gelerek insan yaşamı ve buna bağlı olarak öncelikli olarak turizm ve bazı sektörleri olumsuz etkilemektedir.

Ülkemiz kıyı sularında Aurelia aurita, Chrysaora hysoscella, Pela­gia noctiluca, Cotylorhiza tuberculata, Rhizostoma pulmo, Rhopilema nomadica, Cassiopea androme­da gibi türler bulunmaktadır.

Kıyılarımızda şimdiye kadar tespit edilen denizanası türleri (yaşam koşullarının hızla değişmesine bağlı olarak tür çeşitliliği ve populasyonları değişim gösterebileceği göz önünde bulundurularak) genellikle ciltte orta derece tahrişten fazla bir etkiye neden olmamaktadır. Ancak vücut hassasiyetine bağlı olarak yaşlı ve bebeklerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

 

Denizanalarının Faydası Var mıdır?

 

Denizanaları da her canlı gibi bulunduğu yaşam ortamında ekosisteme faydalı bir görevi bulunmaktadır. Öncelikli olarak deniz ve okyanuslardaki denizkaplumbağaları, balık türleri gibi bazı canlıların besin kaynağını oluşturmaktadır.

Çin, Japonya ve bazı Güneydoğu Asya ülkelerinde denizanaları çiftliklerde yetiştirilerek restoranlarda gıda olarak sunulmaktadır. Günümüzde bazı Avrupa ülkelerinde dondurma, kraker benzeri gıda ürünlerinin işlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Balık çiftliklerinde beslenen balık ve su ürünlerinin yemlerinde kullanılabilecek alternatif besin maddesi olabileceği düşünülmekte ve aynı zamanda doğal besin kaynaklarını (balık vb. stoklarının) kullanmayarak sürdürülebilirlik yaratabileceğinden doğal yaşam stoklarının korunmasına da katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

 

 

Tüm denizanalarında düşmanlarından korunma­ya ve beslenme için avlarını yakalamaya yarayan mikroskobik bir organ olan nematosistler (yakıcı kapsül) bulu­nur. Nematosistin dış tarafını çepeçevre saran bir kapsül, içinde çok defa dikenler, kıllar ve dişlerle donatılmış bir iplik, zehir ve uç kısmında bir ka­pak bulunur. Uyarılmayla uçtaki kapaklar açılır ve diken ya da testerelerle donatılmış ipliksi yapı dı­şarıya fırlatılarak temas eden canlıya saplanır veya sarılır. Nematosistler tentakül dediğimiz dokunaçlarda ve vü­cudunun etrafında yer alır.

Denizanaları çeşitli çevre olayları ile dönemsel olarak belirli alanlarda populasyonda yoğunluk artışı gösterebilmektedir. Denizanaları, çiçek adı verilen gruplar halinde bulabilmektedirler. Deniz ve hava şartlarının değişmesi ile sert rüzgarlar, kabarmalar ve akıntılar bir anda kıyıya gönderir. Deniz suyu sıcaklığındaki ani değişimler (bölgedeki karadan gelen dere, nehir gibi tatlı su ve erimiş kar suları sıcaklıkları etkilemektedir) ve özellikle sudaki ısının hızla düşmesi soğuk sular toplu denizanası ölümlerine sebep olan faktörlerden biri olarak söyleyebiliriz.

2022 yılı Şubat – Mart aylarında da Mersin Kenti bölgemizde sıklıkla görüldüğü hakkında basında haberlerde yer almıştır.

 MBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanlığına bağlı Sahil Denetim Şube Müd. denetim ekibinin Mersin sahillerinde yapmış olduğu inceleme faaliyetleriyle kıyıya vuran denizanaları görüldüğünü doğrulamıştır. Tespit edilen denizanaları ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü uzman akademisyenlerin ilk incelemelerinde bu tür Rhopilema nomadica olduğu düşünülmektedir.

 

 

Hint Okyanusu kökenli Rhopilema nomadica gibi zehirli denizanaları da Süveyş kanalıyla kıyılarımıza kadar ulaşmıştır.  Bu tür denizlerimizde ilk kez 1995 yılında tesbit edilmiştir (Kideyş ve Gücü 1995). Her geçen yıl daha da istilacı (yani miktarlarının çoğalması) bir özellik göstermektedir.

 

Denizanalarının zehirlerinin, dermotoksik, kardiyotoksik ve hemolitik etki gibi çok çeşitli toksik etkileri bulunmaktadır.

 

En yaygın görülen etkiler, lokalize ağrı, şişme ve kaşıntı gibi cilt reaksiyonlarıdır. Bununla birlikte deri iltihaplanmasından nekroza varan ciddi lokal etkiler de görülebilmektedir. Bazı türlere maruziyet sonucu, kişinin bünyesine göre kardiyak ve nörolo­jik semptomları içeren daha ciddi komplikasyonlar, anjiyoödem ve anafilaksi oluşabilmekte, hatta ölüm görülebilmektedir.

 

Deniza­nalarına bağlı zehirlenmeler sonucu görülen semp­tomlar, denizanası türüne göre değişmekte olup, tedavi yaklaşımları da küçük farklılıklar arz edebil­mektedir.

 

Denizanası zehirlenmelerinin teda­visinde amaç genel olarak, zehiri etkisizleştirmek veya etkisini azaltmak, nematosistlerden daha fazla zehir salınımını önlemek, zehirin lokal ve sistemik etkilerini hafifletmek veya bertaraf etmek ve en önemlisi insan hayatını korumaya yöneliktir. Lokal seyre­den durumlarda, lokal anestezik, topikal antihista­minik ve glukokortikoidler ile sistemik uygulanan analjezik ve antihistaminik ilaçlar tercih edilirken; sistemik reaksiyonlarda (şok, solunum güçlüğü vb.) derhal klinikte müdahale şarttır.

 

 

Denizanası temaslarında ve yaralanmalarında ilk yardım önerileri;

 

- Hastanın yanıt vermesini ve stabil kalmasını sağ­lamak için temel yaşam desteği sağlanmalıdır. (Epinefrin enjeksiyonu vs.)

 

- Yaralının rahatlayıp gevşemesi sağlanırken diğer taraftan zehirin dolaşıma karışmasını önleyici ted­birler alınmalıdır.

 

- Ağız yolundan analjezik uygulanmalıdır.

 

- Tentaküller deniz suyu ile yıkanmalıdır, tatlı su­dan kesinlikle kaçınılmalıdır.

 

- Yapışkan tentaküller uzaklaştırılmalıdır (cımbız, makas vb.), mümkünse bu işlem çıplak elle yapıl­mamalıdır.

 

- %50 sodyum bikarbonat ve %50 deniz suyu içe­recek şekilde hazırlanmış kabartma tozu macunu, denizanasına maruz kalan bölgeye birkaç dakika uygulanmalıdır ve sonra deniz suyu ile yıkanma­lıdır.

 

- Duruma göre, etkilenen alana soğuk kompres uy­gulaması yapılmalı; fayda sağlanamazsa 30 daki­ka boyunca veya ağrı bastırılana kadar 42-45°C suya daldırılmalıdır.

 

- Sistemik semptomların başlaması önlenemezse veya ağrı azalmayıp daha da yoğunlaşırsa yaralı­nın hastaneye yatırılması gerekmektedir.

 

- Semptomatik tedavi için antihistaminikler, kor­tikosteroidler, analjezikler, lokal anestezikler ve immunomodülatör ilaçlar kullanılabilir.

 

 

Çeşitli nedenlerle ekosistem dengesinin bozulması ile yaşaması için ortam bulan denizanası türü bölgemizde yoğun olarak görülmesine neden olmuştur. Deniz suyu sıcaklığına bağlı olarak bu tür denizanalarının bölgemizde kalma süresi uzaması ile yaz sezonunda insanların plaj ve denizi kullanmaları artacağından bu denizanalarına maruz kalmaları da artacağından, denizanalarına temastan kaçınmaları ve uyarıları dikkate almaları önerilir.

 

Dr.Zafer KUŞATAN

HIZLI ERİŞİM MENÜSÜ

185