Mersin | Anamur | Aydıncık | Bozyazı | Çamlıyayla | Erdemli | Gülnar | Mut | Silifke | Tarsus

Liman Kentinden, Kristal Kente Dönüşen

AYDINCIK


Aydıncık ilçe merkezi, Antik Çağlardan Yakın Çağlara kadar önemli bir liman kenti olan Kelenderis çevresinde gelişmiştir. Mersin-Antalya yolu üzerinde olmasının yanı sıra, Toroslar'ın yamaçlarında bulunan Gülnar ilçesine açılan vadi içindeki yol ile kuzeye de bağlantısı vardır.

Dağ ve deniz arasına sıkışmış küçük bir ovada kurulu olan kente, giriş ve çıkışta, yamaçlara ve vadilere göz alabildiğine yayılmış modern cam seraların çokluğu dikkat çeker. Yamaç seralarının güneşi dik olarak alması nedeniyle İçel ve hatta Çukurova'nın en erken turfanda sebzelerini yetiştiren Aydıncık, adeta bir "kristal kent"e dönüşmüştür. İlçe ekonomisinde, seracılığın yanı sıra, balıkçılık ve yeni gelişmekte olan turizmin önemli bir yeri vardır

Tarihçe

İlk Çağ'da Kilikya bölgesinin en iyi limanlarından birine sahip olan Kelenderis kentinin kim tarafından ve ne zaman kurulduğu hakkında kesin bilgilere henüz ulaşılamamıştır. Antik yazarlardan Apollodoros, Kelenderis'in bir Hitit tanrısı olan Sandon tarafından kurulduğunu yazar. Antik kaynaklar, kentin Samoslular tarafından kolonize edildiğini belirtmektedir.

Akdeniz'in doğusu ile batısı ve Kıbrıs adasındaki deniz yolu üzerinde önemli bir konumda bulunması ve bölgenin en elverişli limanına sahip olması, Kelenderis'in önemini artırmıştır. 1986 yılında Konya Selçuk Üniversitesi'nden L. Zoroğlu başkanlığında sürdürülen arkeolojik kazılarda, MÖ 6. yüzyıla kadar giden buluntular ele geçmiştir. Bu yüzyılın sonlarında Batı Anadolu ve yakın adalardan gelen İonyalılar, Nagidos ile birlikte Kelenderis'de de ticarete yönelik ilişkileri yönlendirecek ticaret iskeleleri (emporium) kurdular.

Kelenderis ilk parlak dönemini MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda yaşamıştır. Atinalılar'ın öncülüğünde Persler'e karşı kurulan Attik Delos Deniz Birliği'nin en doğudaki üyesi Kelenderis'di. Kazılar sırasında bulunan zengin mezarlar, bir yandan kentin batı dünyası ile ilişkilerini belgelerken, aynı zamanda, doğu kültüründen de kopmadığını ortaya koyar Helenistik Çağ'da Mısır'da kurulan Ptolemaios Krallığı ile siyasi ittifak içinde olan Kelenderis, M.Ö. 1. yüzyıldaki korsan baskıları yüzünden çok zor duruma düşer. Romalılar'ın korsanlara karşı hazırladıkları askeri harekata da katılan Kelenderisliler, Romalılar'ın Akdeniz ticaret yolunu güvenlik altına almasından sonra ikinci parlak dönemlerini yaşamışlardı. Orta Çağ'da, önce Bizans, daha sonra da Selçuklu egemenliğine giren Kelenderis; Osmanlılar döneminden 20. yüzyıl başlarına kadar, Anadolu ile Kıbrıs arasındaki deniz ulaşımında önemli bir liman konumunda olmuştur.

Antik Kelenderis'den günümüze ulaşan kalıntıların sayısı çok azdır. Surlar, Orta Çağ'dan kalma liman hamamı 4. veya 5. yüzyılda yapılmış olmalıdır. Tiyatronun da Roma Çağı'na ait olduğu anlaşılmaktadır. Kentin mezarlıklarında, M.Ö. 6. yüzyıldan başlayarak 4. yüzyıla kadar süren kaya mezarları, tonozlu mezarlar ve pramidal çatılı anıt mezar görülebilir 1992'de bulunan zemin mozaik, kentin 5. yüzyıldaki panoraması açısından eşsiz bir örnektir.

Kelenderis sürekli yerleşilen kentlerden biri olduğu için, geçmişi ile ilgili kalıntıların çok azı günümüze ulaşmıştır. Görülebilir kalıntılar arasında liman surları, su yolları, kaya mezarları, tonozlu mezarlar ve halk arasında "Dört Ayak" olarak bilinen piramidal çatılı Roma dönemi anıtsal mezar sayılabilir.

V Cuinet, 1890'da Kilindire iskelesinden dış ülkelere gönderilen ürünlerin toplam değerini 1.040.000 frank olarak vermektedir. Bu ürünler içinde, 500.000 frank ile kereste başta gelmekte, 300.000 frank ile buğday ve arpa onu izlemekteydi. Anamur'un 37 km doğusunda, Silifke'nin de 62 km. güneybatısında yer alan Kilindire, çok güzel bir koydu. Koyun girişinde üç kayalık, gemilerin giriş çıkışını zorlaştırmaktaydı. Kilindire iskelesi dışalımdan çok dışsatım için kullanılmaktaydı. 19. yüzyılın sonunda, iskelenin yıllık gümrük geliri 60.000 kuruşa yaklaşmaktaydı.

Kelenderis, İstanbul'un Konya üzerinden Kıbrıs ile bağlantı kurduğu önemli bir Osmanlı limanıydı. 19. yüzyıl ortalarından itibaren, Mersin limanının ön plana çıkması, gemi bordolarının büyümesi ve su kesimlerinin derinleşmesi nedeniyle, liman, işlevini yitirmeye başlamıştı.

19. yüzyıl tarihi kaynakları, limanın girişinde "Üç kaya" olarak tanımlanan adacıkların, özellikle rüzgarlı havalarda gemilerin limana girişiiçin tehlike oluşturduğunu yazarlar. Aydıncık 1987 yılında ilçe olmuştur.

Tarihi ve Kültürel Çevre

L.Zoroğlu'na göre, Kelenderis, yüzyıllar boyunca ve kesintisiz biçimde iskan edilen kentlerden biri olması nedeniyle, Antik Çağlar' dan günümüze kadar ulaşan kalıntıları çok azdır.

Bunlardan başlıcaları, çeşitli tipte mezarlar, bir hamam, bir theatron, sur ve kale kalıntıları, yer yer yıkılmış bir su kanalı ve birkaç sarnıçtan başka, üzerinde durulabilecek veya niteliği belli olan ayakta kalmış başka bir kalıntı bulunmamaktadır.

Liman Kalesi'nin bulunduğu yarımada'nın günümüzdeki görüntüsü
W.Barlet'e ait 19, yy. gravüründe kale ve liman girişi
Dört ayak anıt mezarı ve liman kalesinin gravürü

Liman Kalesi

Kentin güneyindeki yarım adayı çevreleyen surlar ve kaleye ait kalıntılar, günümüzde görülebilmektedir. Tarihi kaynaklarda güçlü bir kale olarak söz edilen liman kalesi, Antik Çağlar' da ve özellikle Orta Çağ ve sonrasında kente yönelik yoğun saldırılara, güçlü savunma sistemiyle direnmiştir. Piri Reis'in haritasında burçlarında bayrak dalgalanan kale belirgin olarak çizilmiştir.

Barlett'in 1836 tarihli bir gravüründe ve 19. yüzyılda çizilmiş bir diğer gravürde, limanın üzerinde yüksek kulelerin bulunduğu, çevresinin surla çevrili olduğu görülüyor.

Ancak, bu yüzyıldan itibaren gemilerin uğrak yeri olmaktan çıkan limanın işlevini yitirmesi ile terk edilen kale, kent yapılaşmasında taşocağı gibi kullanılmış ve günümüze ulaşan bazı duvar kalıntıları dışında yok olmuştur.

Liman Hamamı

Liman girişinde bulunan hamam, kentin kısmen ayakta kalabilen antik yapılarından biridir. Üç ana mekanı günümüze kadar ulaşmış bulunan ve büyük bir kompleks olduğu anlaşılan hamamın bütününe ait görsel bilgi kaynağı, MS 5. yüzyılda yapılmış olan bir liman mozağidir.

Antik Liman Hamamı'na ait kalıntılar
Limana ait yapılardan III. mekan.
19. yy.'a ait kilise

Tiyatro

Günümüzde toprakla kaplı olantiyatronun varlığı, yapının moloz taşlarla örülen sırt duvarının oluşturduğu yarım daire biçimindeki kavisten anlaşılmaktadır. Yüzey araştırmaları vesondaj çalışmaları dışında henüz günyüzüne çıkarılamamış olan yapı için L.Zoroğlu, oldukça küçük olan tiyatronun en yakın merkez olan Anemurium'da olduğu gibi, bir meclis binası (bouleuterion) olabileceği görüşündedir.

Anıt Mezar-Dört Ayak

       
Dört Ayak anıt mezarı

Kent merkezinde, büyük kesme kireç taşlarıyla yapılmış ve halk arasında "Dört Ayak" olarak bilinen anıt mezar, ilçenin en ilgi çeken antik yapısıdır. Kare planlı, dört ayak üzerine baldahinli olarak oturtulmuş piramidal çatılı anıt mezar, M.S. 2. veya 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir. Piramidal mimari yapısıyla, mausoleum mezar geleneğinin devam ettiğini göstermekte olup, oldukça iyi korunmuş durumdadır. Kentin yakın çevresinde görülebilen diğer yapılar, Aydıncık-Gülnar yolu üzerinde 15. km'de orman içindeki kaynaktan kente su getiren kemerler ve kanallar günümüze kadar ulaşan altyapılardır. Kent yakınındaki Duruhan ve Bodur kaleleri harap durumdadır

Buluntular

Bilimsel kazı ve araştırmaların başlatılmasından önceki 1960'lı ve 1970'li yıllarda, özellikle antikkent mezarlığında yapılan kaçak kazılarla veya raslantı olarak elde edilmiş çok sayıda eser bulunmaktadır. Yurtdışına götürülen, sayısı ve nerede olduğu belirlenemeyenlerin dışındakiler, Adana, Mersin, Silifke, Anamur Müzeleri'nde bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümü pişirilmiş kil vazolar ile küçük boyutlu; taş, altın, gümüş ve cam eşyalar ve sikkelerdir. M.Ö. 3. yüzyılda darbedilen II.Ptolemaios'a ait altın sikkeler ile M.Ö. 6. ve 5. yüzyıla ait gümüş drahmiler Kelenderis'e ait önemli nümizmatik buluntulardır.

Kelenderis antik kenti buluntularından bir kaç örnek.
213a.jpg (8952 bytes) 213b.jpg (9144 bytes)
5. yy.'a ait sikke 6. yy.'a ait sikke
Bilezik (Adana Müzesi) ve ortasında küpeler
Attik lekythoslar (Anamur Müzesi)

L.Zoroğlu'na göre, Doğu Akdeniz bölgesinde ele geçen ilk eserler olması bakımından Attik atölyelerinden gelmiş "Lekythos" denilen seramik vazolar, Kelenderis'in en ilginç buluntularını oluştururlar. Bunlar, beyaz zeminli siyah figürlü "Haimon" grubu, "Figürsüz Siyah Gövdeliler" grubu, "Bezekli Lekythoslar" gibi gruplara ayrılır.

Coğrafi Yapı ve Nüfus

İçel ilinin batısında yer alan Aydıncık ilçesinin doğusu ve kuzeyi Gülnar, batısı Bozyazı, güneyi Akdeniz ile çevrilidir. Aydıncık ilçesinin nüfusu, 1990 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 11.022'dir. Bu nüfusun 7.040'ı merkez ilçede, 3.982'i si köylerde yaşamaktadır.

Eğitim ve Sağlık

İlçe merkezinde 5, ilçeye bağlı köylerde 3 olmak üzere toplam 8 İlköğretim Okulu, 1 Çok Programlı Lise ve Mersin Üniversitesi Gülnar Meslek Yüksek Okulu'na bağlı Turizm Otelcilik ve Seyahat İşletmeciliği eğitimi veren bir de yüksek okul bulunmaktadır. ilköğretim kurumlarında toplam 47 sınıf öğretmeni, 3ana sınıf öğretmeni, 17 de branş öğretmeni görev yapmaktadır. İlçe merkezinde 1 Sağlık Ocağı faal olup, 2 Sağlık Ocağı ise inşaatı, 30 yataklı Devlet Hastanesi ve 10 daireli lojman inşaatı devam etmektedir. İlçeye bağlı Duruhan köyü, Eskiyürük köyü ve Pembecik köyünde birer adet Sağlık Evi bulunmaktadır.

Aydıncık İlçesinin Ekonomisi

Aydıncık ilçesinde halkın geçiminin %90'ı tarım ve tarım işçiliğine dayanır. Yüzölçümü 41.000 hektar olan ilçede tarım alanı 5.731 hektar, orman ve fundalık alan 28.944 hektar, çayır ve mera 10 hektar, tarım dışı arazi 6.315 hektardır. İlçe arazisinin %10'u kadarı tarıma elverişlidir. Tarım arazisinin %70'i ovadadır. Tarım yapılan arazide tarla tarımı, bağcılık, meyvecilik, sebzecilik yapılmaktadır. Dağlık kesimlerde tahıl ekimi, sahil kesiminde turfanda sebzecilik yapılmakta ve turfanda sebzelerin %80'ni modern seralarda üretilmektedir. Çoğunluğu cam olan seraların %75'inde salatalık, %25' inde patlıcan ve domates üretilir. Ovadaki sulanan araziden ve seralardan yılda iki defa ürün alınmaktadır.

Mersin | Anamur | Aydıncık | Bozyazı | Çamlıyayla | Erdemli | Gülnar | Mut | Silifke | Tarsus